Cuma günü girdiğim ingilizce muafiyet sınavında essay yazılması gerekiyordu ve sunulan konulardan biri "How does media affect people's behaviour" idi. Normal şartlarda internet, sosyal paylaşım, ünlü olma merakı, web 2.0 ve internet explorer gibi konulara karşı gereksiz bir agresifliğim var. Ama son zamanlarda baya doldum ben, bişeyler sıçmam lazım internet alemine Tolgacım izninle.
Başımın deli gibi döndüğü sabahlardan birinde michael moore'un "benim cici silahım" adlı belgeselini izlemiştim evet. Belgeselde columbine felaketi olarak geçen bir olaydan bahsediliyor. İki çocuk liseye giderken yanlarında silah götürüyorlar 12 öğrenci ve bir öğretmen öldürüyorlar. Marilyn Manson dinliyormuş çocuklar, onu suçluyorlar "şiddete yöneltiyor lölölö" diye. Halbuki ne güzel bir adammış; şöyle bir röportajı var filmde http://www.youtube.com/watch?v=P27cnBizD7U&feature=related . Günlük hayatımızda korku ile terbiye ediliyoruz. Haberlerde basıyorlar
"Killed by the husband"
"Drowned by the ocean"
"Shot by his own son"
"She used a poison in his tea
And kissed him goodbye"
(That's my kind of story.
It's no fun 'til someone dies)
sonra haberler kesiliyor, reklamlar: Colgate almazsanız ağzınız kokar ve kimse sizle konuşmaz. Niveayla yüzünüzü temizlemezseniz kimseyle sevgiliolamazsınız. Hatta türkiye örneği samanyolu tv dir, kalp gözüdür, eğer kızınız bakkala giderken arkadaşıyla karşılaşıp bir çay içerse, o çocuk kesin kızınızla böbreği için ilgileniyor demektir. Eğer dinine bağlı namazında niyazında kızlar yetiştirmezseniz, ülke bunlara kalıyor. Hani Facebook milliyetçiliği gibi duruyorsa kusuruma bakmayın ama durum böyle, bu böyle gelmiş ve böyle gidecek bir durum. Tam tersi chp kadın kolları çocukları tarafından facebook taki ATATÜRK İÇİN YİRMİ MİLYAR LİKE sayfalarında ilerliyor, daha büyük bir medya koluna hakim olsalardı böyle olmazmış bak aklıma başka örnek gelmedi. Ülke de bir yandan elden gidiyor amk.
Bu arada columbine felaketinin olduğu gün amerika ırak da o güne kadarki en büyük bombardımanını yapmış.
Sadece korkuyu kullanmıyor büyük adamlar. Seks kullanılıyor, "seks satar" kuralıyla satılan seylerin arasında "the man, the legend" tişörtleri yok sadece. Sosyallik ihtiyacı kullanılıyor, eğlence ihtiyacı. Sims te altta gördüğümüz barların hepsinin altından üstünden bir yerinden geçip de bilinçaltımıza yerleşen kaygılarımız var. Big Bang Theory de bir sahnede alakasız bir "multivitamin sağlık hapı" almak isteyen Penny'ye "bu maddelerden çoğunu bedenin sindiremiyor, yani pratikte mineraller açısından daha zengin bir ürin için para ödüyorsun" diyen Sheldon'un aldığı cevap çok şaşırtıcı evet: "belki de istediğim şey budur?".
Türk bir psikologun yazısında şöyle okumuştum, eskiden böyle değildi (nerde o eski domatesler şeklinde lafa giren psikolog türktür lan tabi) bizim çocukluğumuzda hamburger yoktu çocuk menüsü yoktu. Ama şimdi çocuklarımız tüketim canavarları, medyaya veya günlük hayata kendini çok kaptıran herkes gibi tüketici zombiler. O yüzden her boku istiyorlar, almayın terbiye edin. (Kabaca anlattım tabi burda sadfsd.)
Biz de bu sırada odamızda maillerimize bakıyoruz, facebook ta fotoğraflarımızı kim like lamış, kim bizi re-tweet lemiş, yaptığımız yorumlara yorum yapmış koyduğumuz videolara yorum yapmış kim yorum yapmış kim bizim hakkımızda yorum yapmış merakımızı gideriyoruz. İnternetin gücü inanılmaz, facebook halka açıldığında 22 milyar dolarlık bir değerle halka açılacak. 2009 yılında (facebook bu seneden birazcık daha az popülerken) yandaki küçük reklamlardan 500 milyon dolar gelir elde etmiş. Bunu sağlayan günde 2 buçuk saat boyunca kim napmış diye bakan bizleriz. Bizimle konuşan ve başkalarının ne yaptığını takip edebileceğimiz interaktif bir fotoğraf albümünün ve herkesin boy gösterebileceği kendi küçük magazin sayfalarımızın yanında beliren, yanlışlıkla veya "lan cidden nasıl büyütürüm sikimi" endişesiyle tıkladığımız reklamlar birilerine yarıyor. BU PARA KİMLERİN CEBİNE GİRİYOR. (kimim ben? arena.)
Salona geliyoruz E entertainment açık. Kardashianlar miami de, en seksi 98 vücut. Zap yapıyorsun aşk-ı memnu, sarıyer bebekte behlül üstü açık arabasıyla takılıyor, taş evde beren saatle buluşacak. Kanal değiştir reklamlar, bişeyler yapmazsak o dizi setlerine, o sexiest listelerine giremeyeceğiz. Çok sinirleniyoruz, aşk ı memnuda da kardashianlarda da iphone görmüşüz. lan geçen gün aynısını kadıköydeki telefon bayinde de gördük, bu ulaşılabilir. [Target Acquired:] iphone istiyoruz. annemiz almıyor.
Mutfağa gidiyoruz, ne mangalda pınar sucuk vaaar, ne domino's, ne de Big Bang Theory deki çin yemekleri. Kıçımızın üstünde oturmak aslında bu kadar zor olmamalıydı. İnsanlar içlerinden gelen bu kadar açgözlülüğün, bu kadar ilgi orospuluğunun sebebini düşünmüyor. Birileri bir şekilde insanların doğal ihtiyaçlarını "doğal endişeler"e dönüştürüyor ve sosyalleşme ihtiyacı normal bir insanın -bir büyükelçi, organizatör veya pezevenk in ulaşabildiği insan sayısı normal insanların ihtiyaç duyduğu arkadaş sayısından fazladır mesela, onlara bi lafım yok- normal şartlarda sahip olabileceği arkadaş çevresi tarafından karşılanamayınca bir şeylere sarılıyoruz, telefonumuzla arabamızla ayakkabımızla internet profillerimizle vitrinler yaratıyoruz kendimize. Girdiğimiz nargile kafenin, internet kafenin (UMUT ABİEAY), marketin sahibi/ badigardı/veya 13 yaşındaki getirgötüre bakan küçük çırağıyla kanka olup zaman geçirdiğimiz ortamları "Benim mekan ya, kankam." yapıyoruz. Buna ihtiyacımız var çünkü, mesela taş ev behlülün, tamam. O kadar olmasa da bizim de hep uğradığımız bir ortamımız, bir internet kafemiz bir nargile odamız var hadjı.
(biraz büyük parantez: normalde insana batmıyor bu davranışlar. OHA MAKYAJ MI YAPIYOSUN; İLGİ OROSPUSU demem kimseye. durumun çirkinleştiği zamanlar var, facebook ta çatal gösteren, formspring de mavi boncuk dağıtan, arabasıyla fotoğrafını cep telefonuna bilgisayarına facebook sayfasına twitter ına sporx.com profiline profil fotoğrafı yapan, türlü social networking sitelerinde dokuz bin arkadaşı olan, twitlediklerini sekizmilyar kişi okuyor diye havaya giren insanlar, çirkinler bence ben çirkin buluyorum. sonuçta benim de facebook sayfam var, ben de umut abiyle kafa tokuşturuyorum ben de param olsa iphone alırdım, bahsettiğim şey yanıp tutuşmak, kudurmak derecesinde ihtiyaç duymak bazı şeylere.)
Eskiden süper baba izlerdik, şimdi gossip girl yetmiyor daha çok zenginlik daha çok güzel insan görmek istiyoruz.
zınısım adnıkraf ninekilhet
zınısım adnıkraf
mısınız mısınız laylaylom
(ehuehaeheah bir özeleştiriyapayım, kendi kendime "peki cem, neler yapıyorsun bu konuda?" dediğimde "bloga yazıyorum mınakii" demem ne kadar yalan olduğumu gösteriyor. hayat boş eğlen coş yyyyea)