kelime esprilerine gülmeyen insanları hedef göstermenin alemi yok. kendilerine de sevgim sonsuz saygım sıfır, niye saygı duyayım ki zaten. fakat kelime oyunlarına gülmemenin kendi suçları olmadığı kanaatindeyim. 2006'da yapılan kontrollü bir deneyde 3 grup incelendi. bir gruba 1 saat boyunca "murat koyiim de tur at", "neşeyle kayanın sevgiyle oyanın selamı var" tipi espriler yapıldı. bir diğer grup da "bir köpeğin kuyruğu da ayak olsaydı kaç ağayı olurdu" sorusuna "4, çünkü kuyruğa ayak diyerek onu ayak yapamazsınız" gibi aslına güldürme amacı gütmeyen ama "vay be ne laf heh heh heh" diye güldürebilen esprilere maruz kaldı.son gruba da çocuklar duymasın, geniş aile, hatta kavak yelleri gibi komedi unsuru içeren diziler izletildi. sonuçta her gruptan bazıları izletilen ya da söylenen şeylere güldüler, bazıları da gülmediler. yeditepe üniversitesi "çok komik adamlar fakültesi"nin araştırması sonucu anlaşıldı ki; insanlar farklı şeylere gülüyorlar.
kelime oyunları yapmak büyük mesai gerektiriyor. büyük yatırım yapmazsanız nejat uygur seviyesinde kalıyorsunuz. bununla beraber yatırım yapılacak bir alan değil. çağrışım yapmak bir yetenek değil, arayıp buluyorsunuz. eğer aramazsanız genelde bulamıyorsunuz. zaten bu kadar abes bir işe bu kadar emek harcamak için ya bu işten para kazanmak lazım ya da çok sıkılmak. zaten genelde sıkıntı gülmeyi getirir. canınız bir şeye çok sıkılınca herhangi bir şeye "sinirlerim bozuldu ya hahahahaha" diye gülersiniz mesela. hahahaha diye gülmezsiniz muhtemelen ama yani öyle yazılıyor internette. bence mesela kıh kıh kıh diye kıhlarsınız. ah siz yok musunuz.
her neyse bu sıkıntıdan sonra gelen büyük gülmeler eğer bir şekilde gelmezse kendiniz istemsiz olarak ararsınız, bulursunuz, gülersiniz. şimdi tabi ki sefahat içinde kadıköyde yürürken para toplamaya çalışan görme engelli - kör - piyanist şantörle ilgili arkadaşlarına "şimdi "elleri göriyim!" diye bağırsa mesela" demenin bir açıklaması yok. bu espriyi de insanların yüzde 99'u ani bir gülme ve sonrası bir utançla, hatta "çok ayıp yaa hayvansın biliyosun di mi ya onun yerinde sen olsaydın" gibi "SENİN ANANA BACINA YAPSALAR NAAPICAN LAN" benzeri bir şekilde savununca "what the hell am i doing here, i dont belong here" dedirtebiliyorlar insana. zaman zaman kafa dengi insanlarla karşılaşıp sefahat ticareti yapmaya da başlıyorsunuz, ama çoğu zaman da tanımadığımız insanlar arasında kalmakla yetinmeyip bir de onların şaşkın bakışları arasında kalıyorsunuz. burda kör adamla ilgili o zalim espriyi yapan benim, bana da bu tip esprilerim ve genel halimden dolayı "sen hogwarts'ta olsan slytherin'li olurdun" diyen herifçioğulları olmadı değil. "adamlar milliyetçi ulan, büyücü kanı falan diyorlar" dedim anlatamadım. zaten o sümsük harry'nin gryfindor'unda olacağıma okulda hademe olurum daha iyi. böyle bir bal olamaz ya. herif 7 kitapta 10 kere voldemort'u kılını kıpırdatmadan yendi, ne olduysa da etrafındakilere oldu. gözümde guiza + 5 milyon euro kadar değerin yok harry. rezilherif, çıkdışarı.
şimdi buraya nereden geldik, hah, zalimlik ve süperego bıdıbıdısı. ben bu tip şakaların "decent" olmadığının farkındayım. mesela televizyona çıkarsalar başka bir sebeple, böyle şeyler yapmam. toplumun bu şakaları ve böyle şeyler yapanları nereye koyduğunu çok iyi biliyorum. insanlar gereğinden fazla duygusal, bundan daha da fazla kırılgan. alınıyorlar bu tip şeylere, saygı duymuyorsan da zorlamaman gerekiyor. sonuç olarak amacın insanları kırmak değil, gülmekse durum bu.
şimdi yukarda bahsettiğim ve her zamanki gibi şizofrenik bir şekilde dağıttığım konunun devamına geliyorum. benim sosyo-kültürel çevremdeki insanlara kelime esprileri çok fazla durumda yapılmamış. genelde "şişe git duvara işe", "meraba, nası gidiyo araba", "tren öpsün seni zeki müren", "içtim kapuçinoyu öptüm alpaçinoyu" tarzı kafiyeli ve gerçekten anlam ilgisi bulunmayan şakalar yapılmış. bunlara alışık adamın kafasında da "kelime esprileri kötü olur" diye bir yargı kalmış. hatta "ayı, götüne girsin tren yayı daha doymazsan fener alayı" tarzı küfürlü versiyonları da var bunların. türkiye'deki en büyük opinion leader'lardan biri olan okan bayülgen bile "ya rok ya rak demek lazım ikisi birden olmuyor" gibi şeyler söyleyince iyice soğumuş bu işlerden bizim sosyo-kültürel çevre. e o zaman şimdi sen bu zavallı, aç, işsiz, hasta, depresif sosyo-kültürel çevreye gerçekten zeka parıltısı olan, birden fazla anlam ilgisi olan zekice şeyler yaptığında da ilk tepkisi ağzının yarısı kapalı bir şekilde, genelde ağzının kenarıyla, tükürük saçmaya özen göstererek "prrrrffff" olacaktır. sonra eğer gerçekten gülerse "prrrfffhahahaha ya çok salaksan biliyomusuaaaaaan", gülmezse "ppprrrrfff gerzekaaaklıııı" gibi tepkiler almaya mahkümsun olayın kahramanı olarak. çok güzel hareketler bunlar'da bir adam vardı mesela, hep böyle espriler yapıyordu. bazıları gerçekten iyi değildi fakat "nuri çinde yatsın" çok iyiydi mesela. ama ona da gereken kredi verilmedi. çünkü abes bir işle uğraştığı düşünülüyor. çünkü zaten kelime esprileri iyi olamaz. çünkü "odun ben sana kodum."
bütün bunlar düşünüldüğünde insanlara fazla kızmamak lazım. onlar genelde nejat uygur-zedeler. ya da mahallenin en fırlama çocuğunun kurbanları. onları sevelim, şefkat gösterelim. eğer kızmazlarsa yanaklarına okşayıp "geçti, tamam, ben burdayım, artık şişe ve duvara işemek yok, artık arabanın nasıl gittiği önemli değil, artık kapuçino içtikten sonra alpaçinoyla önsevişmek zorunda değilsin" diyelim. yanaklarından süzülen gözyaşlarını silelim. çünkü onların buna çok ihtiyacı var. 7 çok geç.
bu arada altta verdiğim linke de bi bakın. çok komik. yıldız bile kaydı esprisi çok güzel mesela.
http://www.youtube.com/watch?v=6Jtx-hn6cFE
- ayyyy çok aptalsın yaaaa yıldız bile kaydı mııııı?
- sümüklü böcek seni.
tolga caner.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder