the following takes place between xy a.m. and xz a.m.
burada smackdown hakkında ahkam kesmek kolay. 70 milyonun takip ettiği bu blogda benim halkımın bilmediği smackdown'a , evinde 108 ekran full hd plazma olmayan tüyü bitmemiş yetimin izleyemediği hd yayınlara laf atmak kolay! biraz da halkın bildiği, sevdiği şeylerden bahsedelim. mesela... 24!
evet, farkındayım. 24 cnbc - e'de ilk yayınlandığı sıralarda buffy - angel - 24 şeklinde pazar akşamlarını istila ettiği dönemde çoğumuz çocuktuk, lgs vardı falan. sonra da 24 o popülaritesini kaybetti, lost çıktı. ama 24 her zaman herkesin hakkında bir şeyler bildiği arada yakalayıp öncesini hiç bilmeden heyecanla izleyebildiği bir dizi oldu. benim de amacım sadece bu diziyi çok iyi bilenlere yönelik bir şey yazmak değil. zaten aslında kimseye hitaben yazdığım şeyler değil bunlar ama üzerine alınan olsa da olur.
24'te her sezonda oynayan ve dizinin adını kolayca "jack bauer ve akıl almaz maceraları" diye değiştirebilme yetisine sahip bir adam var. jack bauer, yani kiefer sutherland. aynı zamanda dizinin yapımcılarından biri olan bu abi 24 bölüm enjektörle adrenalin almış gibi uyumamak, yemek yememek, boşaltım sistemini kullanmamak, yorgunluk belirtisi göstermemek gibi insanüstü özelliklere sahip. bu özelliklerden ctu - counter terrorist unit - ekibine de bulaştırmış olması bir yana, cep telefonunun şarjının bitmemesi, pda'inin bütün codeclere ve programlara sahip olması da onun bereketinden kaynaklanıyor. ayrıca 8 sezon boyunca sadece 3-4 kere vurulması ve kurşunların hiçbir artere isabet etmemesi de ona bahşedilmiş bir lütuf. çelik gibi sinirlere sahip olmasından ve bu sinirlerin yaydığı sınırsız manyetik alandan mütevellit ona isabet etmeyen 4000 kurşuna rağmen 6. sezona kadar 2 kere ölmesi de şaşırtıcı bir durum. karısının ölmesi, ondan sonraki sevgilisinin katatonik şizofren olması, 7 ay çinde, meşhur çin işkencecisinde ağırlanmasına rağmen tek kelime etmemesi - ağzını bıçak açmıyor adamın - , tabancayla helikopter düşürmesi onun bazı kişisel başarılarıyken, dizide 6. sezon sonuna kadar 2 kere afrika asıllı amerikalı, bir kere de kadın amerikan başkanı görmemiz ve şu ana kadar toplamda 2 başkana süikast düzenlenmesi de yapımcı olarak kiefer sutherland başarılarına girecek nitelikte. bu iki süikastten biri başkanın uçağının düşmesiyle ve buna rağmen ölmemesiyle sonuçlanırken, diğeri de afrikalı-amerikalı başkanın konuşma yapacağı odada bomba patlaması ama yine ölmemesiyle başarıya ulaşamadı. 7. sezona kadar amerikada biri çölde olmak üzere iki atom bombası patladı, yaklaşık 20000 kişi hayatını yitirdi. ve bu saldırıların arkasında ismi verilmeyen 15 kadar orta doğu ülkesi olmasına rağmen hiçbirine united states of america tarafından özgürlük götürülmedi.
bunlar sadece sayısal değerlerdi, bir çoğu da son iki sezonu kapsamayan değerler, kim bilir "don't die hard, die hardest in the world jack" son iki sezonda nelere tanık olup neler yapmıştır.
her dizinin bazı kuralları vardır. mesela aşk-ı memnu'da her zaman bir şeyler olucakmış gibi olur ama sonra bir şekilde olmaz. ezel'de de aynı kural olmasına rağmen ender olarak bazı şeyler olur. house'da her zaman house haklıdır, eğer haklı değilse zaten ekibinden birine haksızca üsteler ve seyirciye "house haklı değil" mesajı verilir. csi'da bütün katiller arkalarında mutlaka iz bırakırlar ve kullandıkları barutun cinsinden ya da çiğnedikleri sakızın markasından bile yakayı ele verebilirler. 24'te de benzeri kurallar vardır. bunları bilirseniz hiç heyecanlanmadan ve cardio-vascular sisteminize zarar vermeden izleyebilirsiniz.
1 - jack bauer her zaman doğru olanı yapar.
bazı filmlerde ajanlar ya da polisler yanlış olduğunu bilmelerine rağmen kendilerine verilen emri yaparlar. emir bazen bir üstlerindeki amirlerinden gelir, bazen fbi'da kim olduğunu bilmediğimiz birinden gelen fakstan. ama jack bauer, telefonla direkt emir aldığı amerikan başkanının emrini bile hiçe sayabilecek bir karar yeteneğine sahiptir.
2 - kötüler her zaman cezalandırılır, arada masumlar ölebilir.
24'te, normalde çıkması çok güç olan "presidental pardon" yani başkan affı, ingilizce kursu broşürü gibi dağıtılabilir. çok kötü adamlar, villain'ler bu pardon'ı alma şerefine erişebilir. ki bu af, geçmişte yaptıkları bütün suçların affedilmesi manasına gelen, isteyen teröristin alınca "tamam ben namusumla çalışmaya başlayacağım" diyip o anki parasıyla chicago'da bir dükkan açıp hayatını kazanmasını sağlayacak kadar güçlü bir aftır. fakat 24'te bu afla elektrikli sandalye arasında hiçbir fark yoktur. çünkü bu affı alan herkes, almalarını takip eden 2 saat içinde mutlaka ölürler. ölmüleri de kesinlikle amerikan hükümetiyle alakalı olmaz. ya teröristler tarafından öldürürler, ya da konuyla hiç alakası olmayan biri tarafından çat diye vurulurlar. bunu "bad karma" olarak yorumlamak büyük bir hatadır. presidental pardon'ın lanetli olmasıyla açıklanabilir.
bununla beraber arada sırada masumlar da ölebilir. yani iyiler her zaman mükafatlandırılmıyorken, kötüler her zaman cezalandırılır.
3 - jack'in ekibi, jack'in olmayan ekip kadar tehlikededir.
zaman gösterdi ki ilk birkaç sezondan sonra jack'in inanılmaz yeteneklerini anlayan sıradan ajanlar ve tim elemanları arasında "ya bizim başımızda jack var, ona bir şey olmuyor ya, bize de bir şey olmaz heralde" diye bir dedikodu çıkmış. marinlere bir rahatlık gelmiş. "terörist mi geliyor buraya doğru? gelsin a.q. jack temizler hepsini" diye böyle bir sallabaşınıalmaaşınıcılık, böyle bir koygötünerahvangitsincilik, böyle bir @!?=$denaşşakassımpaşacıılık egemen olmuş.
bunu anlayan jack, ilerleyen sezonlarda kendi timine düzenlenen saldırılarda biraz daha insana yakın davranınca da sadece kendisinin kurtulduğu saldırılar olmuş. tabi bunu anlayan marinler ilk başta paniklemişler ama sonra zamanla alışmışlar, operasyonlarda jack'e daha yakın durmaya çalışmışlar ama, nafile.
4 - jack amerikan başkanının en büyük seçim kozudur.
bu maddenin kaynağı şudur: tarih göstermiştir ki jack'le direkt telefon görüşmeleri yapan, arada arayıp "bir eksiğin var mı yiğidim" diye soran başkanlar, bu davranışlarının jack'e sağladığı kolaylıklar sebebiyle terörist saldırıları daha kolay ekarte etmiş ve huzuru daha kolay sağlamıştır. ama jack'i arama emri çıkartan, jack'in isteklerini hiçe sayıp "he's just a field agent, but i make the decision" falan diyen başkanlar ya süikaste uğramış, ya da bizzat jack tarafından darbeye uğramıştır. o sebeple her yeni başkanın ilk yapması gereken, hatta başkanlık yemini sırasında söylemesi gereken söz "jack bauer'a kayıtsız şartsız inanacağıma ve mesaimin bir bölümünü ona hizmete ayıracağıma" olmalıdır.bu şartları yerine getirmeyen başkanlar en iyi ihtimalle bir dahaki seçimi kaybederler. hükümet değişir, jack kalır.
5 - eğer jack'in bir yakını jack olay mahaline gelirken vurulup ölmezse, jack onu mutlaka kurtarır.
6 - eğer jack bir saldırıdan habersiz masum insanların hayatını kurtarmak konusunda kararlı değilse, onların ölmesi çok da sorun edilmeyecek bir durumdur.
7 - jack intikam almayı kafasına koyarsa er ya da geç alır.
8 - jack'le kooperasyon içinde olmayanlar düşkün olurlar.
9 - omzundan vurulanlar asla ölmez, bacağından vurulanlar genellikle ölür.
10 - bölümün sonuna 5 dakika kala hala çok heyecanlanmadıysanız xy: 59: 57'i görene kadar beklemek zorundasınız.
xy: 59: 57
xy: 59: 58
xy: 59: 59
xz: 00: 00
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder