Domates yiyin, bırakın çekirdekleri yanağınızdan aksın. Hayır domates yemek utanılacak bir şey değil. (Bu arada şöyle bir şey var)

17 Şubat 2011 Perşembe

Gunners

Hayatım boyunca yabancı bir takım tutup, ondan biz diye bahsedip, bu konuda yırtınanlarla dalga geçtim. Ama bugün şunu farkettim ki son 2 sezondur Galatasaray'ın attığı herhangi bir gole, Arsenal'in Barcelona'ya attığı goller kadar sevinmedim. Hatta azıcık abarttım gözüm falan dolacak gibi oldu, "lan noluyo" diye vazgeçtim sonra. Gerçi hala Arsenal'dan "abi stopere transfer ihtiyacımız var" diye yani biz diye bahsetmem. yapmacık duruyor bir defa.

Maçı izlerken bu kadar dolmamın sebeplerinden en büyüğü ise maçın spikeri İlker Yasin ve yorumcu Hikmet Karaman. Bir spiker ve bir yorumcu nasıl bu kadar vasıfsız olur aklım almıyor. Hadi spiker vasıfsız bunu birazcık da olsa anlamaya çalışıyorum; ama Türkiye'de 20 senedir teknik direktörlük yapan bir adamın bu kadar vasıfsız olması beni Türk futbolu adına çok üzüyor. Cem maçı izlerken demişti, "olum bu adam takım falan yönetiyor lan düşünsene" diye. düşünemiyorum. maç boyunca arsenal-barcelona maçına bucaspor-barcelona maçı muamelesi yapan bu iki herifin de göt olması, içimin yağlarını eritti. "van persie gibi etkisiz bir oyuncu" "wilshere gibi fizik gücü kuvvetli, mücadeleci oyuncu" (zannedersin marco aurelio'dan bahsediyor gerizekalı) ömer üründülvari "barcelona gibi takıma arkanı bu kadar açarsan gol yemen kaçınılmaz." "paslaşmayı görüyor musun ilker abi" "messi'nin çalımı gördün mü, üff" gibi cümleler maç boyunca sinirlerimin zıplamasına sebep oldu.

Maça gelecek olursak, iki takım da defansını çok önde kurdu ve oyunu daraltmaya çalıştı. Arsenal bunu özellikle Barcelona'nın pas yapmasını engellemek için yaptı ki nazaran başarılı oldu. Yine arsenal'ın iki katı pas yaptılar ama klasik "ezici üstün Barcelona paslaşmaları"nı çok görmedik. Ortasahadaki song-wilshere-fabregas vs busquets-xavi-iniesta kapışması beklediğim gibi müthiş geçti. Barcelona'nın aksine öndeki forvet 3'lüsünden solda  oynayan nasri orta sahaya çok daha yakın oynayarak ve önde prese katkı sağlayarak barcelona'nın maçı domine etmesini engelledi. Wilshere'den bahsetmek çok istiyorum ama o iki gerizekalı maç boyunca "bak gencecik çocuk afferin bak ne güzel oynuyor afferin afferin" gibi cümleler kurup beni hasta ettiği için ayrı bir wilshere yazısı yazarım, şimdi onlarla aynı fikirde olmuş olmayayım.

Maçın döndüğü nokta Walcott-Bendtner veya song-arshavin değişikliği gibi gözükse de maçın asıl koptuğu noktanın yine aynı dakikalarda yapılan keita-villa değişikliği ve nasri'nin kanattan ortasahaya gelişi olduğunu düşünüyorum. Bilmiyorum Guardiola arsenal'i küçümsediğinden mi(sanmıyorum), yoksa "dur lan ispanya'da nasılolsa bir şey olmaz diye pek ellemiyorum da arsenal şimdi gol atmasın ben orta saha sokayım" mı diye yaptı bilmiyorum villa'yı çıkarıp ortasaha aldıktan itibaren arsenal oyunu çok net bir şekilde domine etti. van persie'nin "ah şu maçı martin tyler anlatsaydı da van persieeeeeee nidasını duyaydık" dedirten golü ve nasri'nin müthiş asistinde arshavin'in golü hazırlanış bakımından müthiş gollerdi.

Ben de kabul ediyorum. barcelona şu an dünyanın en iyi takımı (zaten arsene wenger kabul etmiş bana laf düşmez) ama dünyanın en iyi ikinci takımının arsenal olduğunu ve barcelona'yı anti-futbol oynamadan yenebilecek iki takımdan (villareal diğeri) birinin arsenal olduğunu düşünüyorum. İkinci maç için çok avantajlı bir skor elde etmiş sayılmazlar, ama bu kadar genç bir takımın özgüvenini artık tamamen oturtması için bu skorun çok iyi olduğunu düşünüyorum.

ps: koscielny'e de "arsene wenger fransa 2. liginden adam getirirse böyle pinti gibi, arsenal bir bok yapamaz" gibi yorumlar yapan insanlara saygı ve sevgilerimi iletiyorum. abartmak istemiyorum ama bence messi'yi etkisiz hale getirdi.

8 yorum:

  1. yani diyosun ki ingiltereden chelsea'yi manchester'ı değil arsenali, ispanyadan da barcelonayı madridi değil villereali tutuyorum.


    kaslı kolların da var mı marjinal erkeğim?

    YanıtlaSil
  2. yok lan villareal'i falan tutmuyorum, mourinho'yu seven bir barcelona sempatizanıyım ama arsenal'ı tutuyorum tabi ingiltere'den. e sen de man city'yi tutuyorsun.

    kaslı kollarım da var, gel istersen beraber gidelim yüzmeye?

    YanıtlaSil
  3. okul dışı kırk liraymış lan özelliyiz diye bu kadar da sikilmez ki insan. yaz gelsin burdan balkondan atlanıyor, olimpik değil ama sekizdebirolimpik.

    YanıtlaSil
  4. http://www.youtube.com/watch?v=j7DVUWIWBQg#t=51m40s

    ilk 1 dakika 3 saniyesini seyredin.

    şimdi guardiola'yı "işkenceye dayandılar, götürün nou camp'a, rezil edin." derken düşünün.

    çok komik bence.

    YanıtlaSil
  5. eheheh komikmiş hakikaten. o değil guardiola "işkenceye dayanın, götürün arena'ya, rezil edin" dese; sonra barcelona-arsenal maçını türktelekomarena'da yapsalar ne güzel olurdu.

    YanıtlaSil
  6. abi ben bu işkence konusunda bir şey anlamıyorum.

    şimdi adamın thinking process'i şöyle mi?

    if işkenceye dayanamadılar;

    hiçbir şey yapma;

    if işkenceye dayandılar;

    götürün arenaya rezil edin.

    bu mu yani?

    YanıtlaSil