Domates yiyin, bırakın çekirdekleri yanağınızdan aksın. Hayır domates yemek utanılacak bir şey değil. (Bu arada şöyle bir şey var)

6 Ocak 2011 Perşembe

all along the blogtower

bürokrasiden ne kadar nefret edersem o kadar içine düşüyorum. adımı kodladığım sınavlar, raporlar, printerdan alınan "çıktı"lar, mahkemelerde verilen ifadeler, zorunlu doktor muayeneleri, hatta sırf beni daha da mutsuz etmek için kimliğimi yenileten yedek subaylar. şimdi yine başlıyor aynı işler. en sevmediğim kısmı da bu tip büroların genelde benim uyku saatlerime denk gelen zamanlarda açık olmaları.

sırf bürokratik işler uzamasın diye söylediğim yalanlar var. mesela "sürekli kullandığınız bir ilaç var mı?"ya otrivine diyememem. nasal sprey kullandığın öğrenilince kan testi isteme hakları varmış. kokainman mısın anlamak için yapıyorlarmış. nefes alamamakla, alınan her nefesten zevk almak arasındaki büyük farkı bu kadar küçük görmeleri gerçekten tuhaf.



çok anarşistim devletten hiç hazzetmiyorum kafasında değilim. daha ziyade devletten korkuyorum. sizi hiç tanımayan birileri sizi yargılayıp 3 yıl 5 yıl bir yerlere kapatabiliyorlar mesela. cinayetten içeri giren birinin 6-7 yılla kurtulduğu oluyor bazen. bunu duyan insanlar da şaşırıyorlar, "nasıl 20 yıl içerde kalmaz" diye. mahkumiyet süresi bazında 7 yıl cinayet için gerçekten az görünüyor. ama düşünsenize, 7 yıldan bahsediyoruz. böyle konulardan bahsederken insanlar zamanı unutuyorlar ve sayılara geçiyorlar. 3, 5, 10, 20 falan diye atıp tutmaya başlıyorlar. o da çok acayip. 7 yıl öncesi ne kadar uzaksa, birini 7 yıl bir binaya kapatma fikri o kadar korkunç geliyor. ama 7 az, adam öldürmüş sonuçta, en az bi 20'si var.

bu zamanı ciddiye almama havasına da bürokratik sebeplerle giriyoruz. çünkü kağıt üzerinde 7, 6'dan büyük, 8'den biraz küçük. 7'de sorun yok. kağıt üzerinde yedi yedidir. ama gerçekte 7 yıl, yazıyla yedi yıl, o kadar da yedi değildir. en az bir sekizdir. dokuz bile olabilir. kağıtta yazanla yaşanan arasında biraz fark olması da çok normal. çünkü biri yazı, kağıt üzerinde, uçmaz zannederler de o da uçar. ama 7 yıl hapishanede yaşamak uçmayabilir. oda koşullarında sıvıdır. 20 yıl katıdır. hatta çok yüksek sıcaklıklarda erir.



şimdi düşündüm de ben özel hapishane fikrine açığım. amaç özgürlüklerinden esirgemek değil miydi? su yatağında yatmak ya da öğleyin dana bonfile yemek pek bir özgürlük sayılmaz. çok tuttum bu fikri. özel hapishaneler olsa, karşılayabilenler oralara gitse? hatta burs da veririz. mesela kendi öldürmek istediğin biri yanında burs verenin istediği birini öldür, %50 burs kazan! atış poligonlarına da dersane ayarı çekersek tam olur. finalle, hedefi 12'den değil, alnının ortasından vuracaksınız.

nasıl gelmiştik buraya, hah bürokrasi. asteriks'in 12 görev yaptığı bir macerası var. görevlerden birinde bir binadan bir kağıt alması istenir. o da boğa öldürmeye göre kolay bulduğu bu göreve hevesle gider. ama aynı binada durmadan ordan oraya gönderilip durur. ***en sonunda cinnet getirip etrafı kırıp dökmeye başlayınca biri ona kağıdı hemen verir.*** işte bazen böyle yerlerde benzeri bir şey yapmayı denemek istiyorum. ama muhtemelen polis gelir, zabıt tutulur, dava edilirim, belki biri hakkımda belli bir süre hapis ister falan. denemesem daha iyi gibi.

***just my imagination.

12 yorum:

  1. yazını baştan sona çok beğendim cidden.

    YanıtlaSil
  2. hehe teşekkürler.

    ayrıca bkz: bayrampaşa ingilizce

    YanıtlaSil
  3. bizim berkay var ya, antalya da evin bilmemne borcunu yatırmaya gitmişti, ama kimliğinde ömer berkay akışık yazıyor, ev ise berkay ın üzerine diye kadın borcu almayı reddetmişti. yani sırf götlüğüne. gidip evin tapusunu değiştirip ömer berkay yazdırması gerektiğini falan söylemişti. berkay da saçmalama be diye sinirlenince ortalık iyice gerilmiş, berkay bağırmaya başlamıştı. sonra yan odadan bi herif çıkıp "heeeyt kim ulan bu bağıran hayvan" deyince berkay " hayvan senin babandır" diyip kafayı herife gömmüştü. sonra yere düşen adamı tekmelemeye başlayınca, kadın faltaşı gibi gözlerle "tamam lütfen durun verin parayı işleminizi halledelim" demişti, sonra da borcu ödeyip gitmiştik.

    hikaye yüzde yüz gerçek bu arada. belki de yapılması gereken bu =)

    not: ayrıca bozmak gibi olmasın ama, dediğin asteriks macerası "asteriks lejyoner" değil mi? orda adamın amacı görev yapmak değil roma ordusuna yazılmak, ama bürokrasiyi bir türlü aşamadığı için herkesi dövüp işini yaptırıyordu.

    YanıtlaSil
  4. benim hatırladığım kadarıyla asterix'in yapması gereken 12 herculean task'ten biriydi, non?

    YanıtlaSil
  5. lan götoşlar kitap ismi verin, öyle haybeye sallamayın, ben veriyorum bak:

    asteriks lejyoner : astérix legionaire

    olay kitabın ilk bölümlerinde cereyan eder, obelix in abayı yaktığı sarışın bomba farfaranın nişanlısını romalılar kaçırdığı için asker olup adamı kurtarmaya karar verirler ve olaylar gelişir.

    YanıtlaSil
  6. şimdi can benim ilmim senle tartışmaya yetmez, ama asteriks alimlerinin bu konuda çeşitli fıkıhları var.

    ben bi çizgifilminde görmüştüm gibi hatırlıyorum çünkü o geyiği.

    YanıtlaSil
  7. şimdi.

    aslında bu sahne öyle değilmiş. çizgi filmin adı: the 12 tasks of asterix: asterix 12 görev

    http://en.wikipedia.org/wiki/The_Twelve_Tasks_of_Asterix

    fakat olay böyle değil. aslında asterix çok daha akıllıca bir hareket yapmış. ben iksir içip giriyor sanıyordum.

    bu sahnenin linki:

    http://www.youtube.com/watch?v=u5vxnBvWXO8&feature=related

    olaylar da şöyle, wikipedia'dan:

    Find Permit A 38 in "The Place That Sends You Mad". A mind-numbing multi-storey building founded on bureaucracy and staffed by clinically unhelpful people who direct all their clients to other similarly unhelpful people elsewhere in the building, which is also full of confusing corridors and steep stairs. Obelix goes nearly insane after some time but Asterix eventually beats them at their own game by asking for an imaginary permit in a corridor that nobody knows about, making the staff victims of their own unhelpfulness and sending the place into disarray. Eventually Asterix is given Permit A 38 just to make him leave and stop causing trouble.

    neyse sonuçta ben o nüfus memurunu dövmesem iyiymiş.

    YanıtlaSil
  8. ayrıca berkayın ekstraordiner hadisesinden tıpkı evrimcilerin adnan hocamın karşısında korkudan tityerip kaçacak delik aramaları gibi korktuğumu belirtmeliyim.

    YanıtlaSil
  9. evet bugün tolgayla yaptığımız telefon konuşmasında olayı netleştirdik.

    asterix in piyasadaki çakma çizgi filmlerinden biriymiş. çizgi filmde goscinny nin payı var mı yok mu karar veremedik. ben diyorum ölüydü, tolga diyor yaşıyordu, ben diyorum ölüydü, tolga diyor çizgi filmin yapılmasını vasiyet ettiydi, çıkamadık işin içinden.

    her halükarda, asterix dediğin şey "banddesine"dir. (türkçe okunuşunu yazmaya çalıştım ama nerdeyse aynıymış aq) yok çizgi film yok film yok roman yok tv dizisi falan hikayedir fasa fisodur geçiniz...

    ayrıca belirtmezsem çatlarım, tolga caner götverenin önde gidenidir.

    YanıtlaSil
  10. http://en.wikipedia.org/wiki/The_Twelve_Tasks_of_Asterix

    writers'a bakalım lütfen.

    goscinny 77'de ölmüş, film 76 yapımı.

    ayrıca her halükarda bu piyasadaki çakma asterix lafları nedir yani "biz eski asterixçilerdeniz" havası? liseli misin? biz de deep purple'larla led zeppelin'lerle büyüdük.

    ayrıca belirtmezsem çatlarım, takes one to know one.

    YanıtlaSil
  11. bir de şey geyiği çevirseydik tam nörd olacağdık, iyi ki yapmamışız:

    -abi çizgifilmler de kanon sonuçta.
    -sikime kanon. onları hep para için yaptılar, ruhunu öldürdüler.
    -ama darth maul iyiydi be.

    YanıtlaSil
  12. videoda 0:58, gargamel'i gördüm.

    YanıtlaSil