Domates yiyin, bırakın çekirdekleri yanağınızdan aksın. Hayır domates yemek utanılacak bir şey değil. (Bu arada şöyle bir şey var)

25 Aralık 2010 Cumartesi

İzninizle bazı şeyler hakkında konuşacağım.

Greenpeace'in bir kampanyası var, "seninki kaç santim?" diye. Anlayabildiğim kadarıyla, bir taraftan balıkçılık düzenlemelerini savunup bir yandan denizlerdeki balıkların gittikçe küçüldüğünden yakınıyorlar. Bunu normal bir şekilde yapamıyorsun tabi, yapınca "abi reklamcılık yani gerila markıting işte lölölö" diye konuşamıyor insanlar kampanyan hakkında. O yüzden cinsel alüzyonlar serpiştirmen lazım, hazır boy falan derken de hoooop oradan "seninki kaç santim?" işte.

Yalnız şöyle bir şey var.

Bahsetmek istediğim şey bu değildi aslında, ama not olarak eklemek istedim.

Şimdi bunu şu yüzden anlatıyorum aslında, ben bu kampanyayı devamlı sözlükte-facebook'ta falan görüyorum belirli bir süredir. Eğer kimsenin geceleri balıkçıklar yüzünden uykusuz kalmadığı konusunda hemfikirsek, bu kampanyanın neden bu kadar tuttuğunu düşünmek lazım.

İlk akla gelen tabi ki az önce de bahsettiğim cinsel alüzyon konusu. Seviyoruz ediyoruz yani, cinsellik aşağı yukarı herkesin sadece yakın arkadaş çevresiyle rahatça konuşabildiği bir konu gibi, o yüzden bu "seninki kaç santim?" muhabbetini de ancak kendi inner circle'ımızda yapıyoruz temelde. Bu yüzden bunu kocaman gazete ilanlarında falan gördüğümüzde belirli bir aidiyet / içselleştirme hissedip kampanyaya bağlılık duyduğumuzu söylemek mümkün heralde.

Bunun etkisini yadsımak istemiyorum, ama bana kalırsa öncelikli olarak etkili olan şey -Buna düzgün bir isim bulabilmek için bir süredir kafa yoruyorum fakat henüz tam olarak oturtamadım. O yüzden şimdilik şöyle diyeceğiz: - kolay solculuk / kolay aktivizm (hereforth referred to as Ali) konusu.

Facebook'ta "çevreyi korumak" gibi harika bir amaç için bir şeyler share ediyor insanlar, (ya böyle noktalarda "yapıyoruz-ediyoruz" diye yazıyor herkes, sanıyorum okuyucuyu alienate etmemek ve bahsi geçen kesime de hitap edebilmek için falan. Fakat yani sikerler, zaten bizbizeyiz şurada.) hem de bunu baya edgy bir şekilde yapıyorlar, "'seninki kaç santim?' dedim ama penisinden bahsetmiyordum, oh küçüğüm hiçbir fikrin yok değil mi?" falan filan işte.

Belirli bir konsantrasyon problemi yaşıyorum şu günlerde nedense, o yüzden gittikçe söylemek istediğimin azını toparlayabiliyor haldeyim sanırım. Yavaştan conclude edeyim de sonra duş alırım belki dışarı falan çıkarız.

Ben Ali'yi oldukça rahatsız edici ve uzun vadede tehlikeli buluyorum açıkçası. İnsana virtüel bir accomplishment duygusu yaşatan her şey zararlı olmalı temelde. Greenpeace şu noktada çok tutabileceği belli bir kampanyayla balıklarla ilgili fikirlerini topluma yaymış oldu evet, fakat asıl yapması gereken bence bunun tam tersi.

Greenpeace hepimizin ağzına sıçmalı. "Siz orospu çocukları facebook'ta üç santim beş santim diye dolaşırken balıklarımızın anası sikildi" demeli bir dahaki kampanyasında.

Birilerini harekete geçireceksen, yapman gereken şey eksikliklerini hissettirmek. Eğer insanlara bu eksikliklerini tatmin edebilecekleri bir medium verirsen aynı eylemsizlik halini sonsuza dek sürdürürsün, yapacağın tek şey sitene fazladan 3-5 hit almak olur.

Dediğim gibi şuan çok konsantre olamıyorum, fakat bir ara bunu biraz derleyip toplarım belki. Ben şimdi duş alacağım, sonra bir telefonlaşalım belki biraz hava alırız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder