"yeaa kanka yazmak için yazıyorum yeaa" di mi cem di mi, te allahım. Neyse, benim kafamda da çok bir şey yok ama yazdıkça açılırım gibi. "Yazmasam ölecektim" çünkü, eheh yok şaka o Sait Faik'ti. Di mi oydu? neyse şimdi onu araştıramayacağım.
Hayat bir garip. Çeşitli spekülasyonlar var üzerine, hayat hiç bir zaman siyah veya beyaz değildir gridir deniyor çeşitli çevrelerde. bence güzel bir şey değil bu. Gri ne lan. kötü renk yani. bence hayat ya siyah ya beyazdır da biz bazen beyaz kısmını görürüz, mutluyuzdur çünkü ve beyaz tarafını görmeye meyilli oluruz, daha da beyaz görürüz. sonra bir şey olur mutsuz oluruz biraz, sonra bazı şeyleri de daha siyah görme eğilimimiz artar, kötü olur o zaman tabi. Geçenlerde konuşurken berker'e anlatmıştım, hatta dur onu bulayım copy paste yapayım.
"ya abi insan hissiyatı çok bilimsel bir şey değil ama yarın da "abi ben ne mükemmel bir adamım" diye hissedebilirsin hayatının%80'inde dillendirdiğin gibi; yani o öyledir ben babama anlattım geçenlerde insanın modu ne kadar değişken diye bak mesela şöyle abi: çok tatlı, zeki bana göre mükemmel güzel bir sevgilim var (ps: neyse bu kısmına takılmayalım) okulum falan çok iyi, türkiyenin en iyi okulu büyük ihtimal, süper bir lisede okudum (meslek lisesi mi süper lise mi esprileri gelebilir akıllara, gelmesin) sesim güzel korodayım onla çine gittim, elim yüzüm idare eder spor falan yapıyorum, yüzüyorum, şimdi ne kadar güzel arkadaşlarım birbirinden iyi insanlar, bi tanesi gitti ama orada baya rahat edecek, hem paris'e falan giderim yanına süper eğleniriz. almanya'da italya'da fransa'da sormadan kalabilir miyim diye kalacağım süper insanlar var, koroda da okulda da bir sürü arkadaşım var diye devam eden. bundan 3 saat sonra şöyle hissediyordum: ya sevgilim var da bana mı var göremiyorum zaten (ps: böyle dememek lazımmış galiba demek ki bak bunu yazdıktan 3-5 gün sonra neler oldu, neyse) 3 tane arkadaşım var bi tanesi manyak ayda yılda bir konuşuyor o da sen ararsan. bi tanesi çok müthiş bir adam ama aramıyor pek. bi tane sürekli geçen sene dolaştığım berker vardı o da siktirip gitti paris'e. bacağım hayvan gibi sakat bir ara ameliyat olmam lazım. bu yaşta midem delik biraz. bir dişim yok implant lazım. koro var da ebem sikiliyor orada yorgunluktan. hayvan gibi ödevim var. şişmanım zaten veremedim 5 senedir. nasıl bir iradesizim. bir şeyler yazıyorum bir boka benzemiyor... diye giden ayrı bir listem de var ve bu listenin ikisi aynı anda kesinlikle denk gelmiyor hissiyat böyle bir şey çünkü sen şu anda 2. yazdığımdasın çünkü bir küçük olay tezahür etti benim 1 den 2 ye geçmem için galatasarayın yenilmesi yeterli olabiliyor bazen veya cem in 2 haftadır aramamış olması..."diye gidiyor.
yani bunları berker'e yazmıştım zamanında ama aynıları tamamen benim için de geçerli.(ehehe bu yazıyı galatasaray manisa'ya yenildi diye yazsam ne komik olurmuş. "abi moralim çok bozuk ya, insan kendi sahasında yenilir mi yani?" diye). şimdi burada bence hayat gri olmuyor. hayat bazen siyah oluyor bazen beyaz oluyor. gri olduğu yerler de var elbet ama, tamamı öyle değil yani. Çünkü insan kendi hayatını extremumlarında görür genelde, ya kötüdür ya iyidir.
Bir de hayat çok değişken. Atıyorum playstation'ın varsa evinde senin mutluluk/mutsuzluk durumun daha farklı şekillenebilir. ya da güzel bir kalemin. Aslında sahip olduğun şeyler insanı ve hayatı şekillendiren. benim alican olmamda ipod'umun, dandik bilgisayarımın, çiğdem'in, arkadaşlarımın, kulaklıklarımın etkisi var. tamam hepsinin aynı derecede etkisi yok ama hepsinin belli miktarda etkileri var. insan sabit bir şey değil, sürekli değişiyor sahip olduğu her yeni şeyle veya sahip olmadığı her yeni şeyle. Ben mesela yeni bir bilgisayar sahibi oldum, eskiden sahip olduğum (sahip olma kelimesine takılmamak lazım gençler) kız arkadaşıma artık sahip değilim. Şimdi ikincisi birincisinden daha büyük bir değişim olduğu için ikincisi benim alican olarak değişimimi etkileyecektir ama birincisi de etkileyecektir yani. Aynı örnekten gitmek biraz sakat tabi ama bilgisayarım yeni olduğu için sc2 oynayabiliyorum artık mesela ve 3 ay önce benim için hiçbir şey ifade etmeyen sc şimdi maçlarını izlemek isteyeceğim bir şey haline geldi. dolayısıyla ben de değiştim. ya da çiğdem yok artık yeni bilgisayarın etkisi kadar hızlı tezahür etmese de değişiyorum. buradan da eski yazıma bir referans yaparak "her insan statükocudur" aforizmamı tekrarlayayım ve değişimin gri şeyler listesinde olduğunu belirteyim.
cem stayla özet geç lan çok uzun olmuş yazı derseniz de şöyle: İnsan sabit bir varlık değildir ve sahip olduğu/olmadığı her şeyle değişir. Bu değişimleri yaşarken durumlara, kendine ve olaylara bakış açıları (ki bunlar genelde extremumlardadır) da değişkendir ve bu değişkenlikleri sağlayan küçük şeyler de olabilir, büyük şeyler de. Her insanın statükocu olması ama aynı zamanda da sürekli değişen bir varlık olması bir paradokstur evet, ama hayat böyledir.
ya yine dağınık oldu galiba ama benim adım hıdır elimden gelen budur.
o manyak bensem allah senin belanı versin.
YanıtlaSildeğilsem çok şeker çocuksun.
ben tolga bu arada.
YanıtlaSilsahip olduğum diyor ya. tüketim toplumu değil mi götürmüş çocuğumun beynini de. hayatında olan detaylar, hayatına bir şekilde giren veya soktuğun detaylar seni şekillendirir. mesela sevgiline sahip değil ait olduğun için o seni şekillendirir, ait hissetmediğin bir insanın seni etkilemesine izin vermezsin. bilgisayar örneği de hayatına sokabileceğin detayları değiştiriyor tabi evet mesela KORELİLER.
YanıtlaSilnedense bu kısmı açmak istedim üzerine geyik yapalım falan.
olur mu. ayrıca manyak benim tolga merak etme ;)
lan sahip olmak kelimesine takılmayın diye o yüzden söyledim ya, şaka mı yapıyorsun tama şey edemedim o yüzden atlamış olmayayım; ama sonuçta hayatına soktuğun şeyler, sahip olduğun şeylerdir. tabiki ben mesela siz arkadaşlarımın "sahip" i değilim "yes sir, okey master" falan demiyorsunuz ama size sahibim sonuçta yani, öyle düşün o yüzden takılmamak lazım sahip olma kelimesine diye. şimdi olmak mı sahip olmak mı diye felsefi bir tartışmaya da girebiliriz ama genelde çıkılmıyor öyle tartışmalardan, ama burada sahip olmayı hem "olmak" anlamını hem "sahip olmak" anlamını içeren süper bir kelime olarak düşün.
YanıtlaSilkoreliler blizzard'a sahip denebilir.
YanıtlaSilpeki alican sana bir sorum var:
hani sahip olduğumuz ya da ait olduğumuz şeyler moodumuzu ve genel olarak hayatımızı çok değiştirebiliyormuş ya.
ya ne olacağıdı?
ha yok zaten "öyle bir tespitte bulunacağım ki dünyayı değiştireceğim" gibi bir iddiam yok. ama şöyle bir durum var, genelde insanlar kendilerini "işte ben şu'yum" diye tanımlarlar ama bu tanımlar biraz geçerli olsalar da tamamen geçerli değillerdir, çünkü insan sahip oldukları/olmadıkları şeylerle değişir. ya sen anlamışsındır da bence, tolga olduğun için böyle yapıyorsun.
YanıtlaSiloldu tatlım.
YanıtlaSil